Bir Şehir, Tek Renk: Floransa

Kış yaklaştıkça kendimizi hareketten uzak daha sakin şehirlerde bulmak istiyoruz. Dilediğimiz zaman; dilediğimiz şehirde küçük, dar sokaklarda kaybolsak, bol bol fotoğraf çeksek, yorulunca da kendimizi sevimli butik kahvecilere atabilsek ne güzel olurdu değil mi? Keşke diye cevap verenlerdenseniz, şehirler keşfinde bu haftaki rotamızı, sizi için, İtalya’nın sanat, tarih ve mimari kokan şehri Floransa’ya çeviriyoruz.

Kuzey İtalya’da Toscana bölgesinin başkenti, Arno Nehri’nin etrafına kurulmuş, bir Açıkhava müzesini andıran, Rönesansın başkenti olarak da bilinen bu şehirde, köşe bucak sanat tarihine tanık oluyorsunuz. Leonardo da Vinci ve Michelangelo’yu sokaklarında yetiştirmiş, eşsiz eserlerin ortaya çıkışına kucak açmış bir yer burası. Şehire adım attığınız andan itibaren kaosa, gökdelenlere ve arabalara elveda demeye hazırlanın. Çünkü bu saydıklarımızın yerini dinginlik, bütünlük, motorsikletler ve bisikletler alıyor. Korna sesinin olmadığı bir şehir düşünmek bile bizler için heyecan kaynağı iken; anlattıklarımız size muhtemelen masal gibi gelecek.

Floransa’nın insanı ilk andan itibaren etkileyen bir havası var. Bunun dar, şirin sokaklarından mı yoksa ihtişamlı katedrallerinin mimarisinden mi olduğunu  uzun süre anlayamamıştık ta ki şehri en tepeden, kuş misali seyredene kadar. Özellikle gün batımı saatlerinde fotoğrafçıların da uğrak yeri olan Michelangelo tepesi şehirdeki en güzel manzaralardan birine sahip. Tepeden Floransa’ya baktığınızda tek bir şey görüyorsunuz: Bütünlük. Şehirde sanki bütün binalar aynı heykeltraşın elinden çıkmış ve aynı ressam tarafından boyanmış gibi. Bütünlüğe eşlik eden bir şey var ki o da müzik. Bu şehri duymak istiyorsanız bir sokak müzisiyenin önünde durun ve onu dinleyin.

Butikgez blog

Yemeden Olmaz!

İtalya’daysak sanat ve tarihin haricinde merakla beklediğimiz şey pizza ve makarna ikilisi. Dolaşırken aklınızda hep bir sonraki öğün var.  Bizim gibi hamur işine hayır diyemeyenler için gerçekten de doğru adres diyebiliriz. Ne yapıyorlar da makarnayı ve pizzayı bu kadar güzel hale getiriyorlar bilemiyoruz ama bizden size tavsiye kilo alırım diye pizza’nın en peynirlisini, makarnanın değişik çeşitlerini sakın denememezlik etmeyin.  Ayrıca kendinizi her öğün sonunda tatlı ile şımartmayı da unutmayın.  Ufak bir not daha ; alışkın olduğumuz krema ile onların krema’ları arasında oldukça fark var. Uzun süre inat ettik ama pastacı kremalarını tadınca dönene kadar vazgeçilmezimiz oldu.

Deriden Şehir Floransa

Gelelim asıl meseleye: Alışveriş! Floransa derisi ile meşhur bir şehir. Özellikle Ponte Vecchio (Eski Köprü) etrafında konumlanan dükkanlarda aradığınız her şeyi bulmanız mümkün.  Renk renk çantalar, eldivenler, cüzdanlar, kemerler, ceketler…  Daha uyguna alışveriş yapmak isterseniz sokakta kurulan deri pazarlarında ki tezgahları ziyaret edin ve pazarlık yapmaktan çekinmeyin. İşe yarıyor, biz denedik.😊

3 günlük kısa gezimizin sonunda güzel an’lar, güzel hatıralarla ayrılıyoruz bu şehirden. Andersen’in de dediği gibi ‘’Gezmek Yaşamaktır’’. Gezmekten de sizinle paylaşmaktan da asla vazgeçmeyeceğiz. Bir sonraki rotamızda görüşmek üzere!